22 Kasım 2010 Pazartesi

Son gülen iyi güler

Bir işin sonunu görmeden sevinmemek gerektiğini belirten bu veciz sözde, ancak işin sonunda başarı sağlanmışsa sevinmenin kişinin selameti açısından daha iyi olacağı vurgulanır. Evet.
Ve evet, öhöm, blogun İngilizce dışındaki ilk eşleştirmesi geliyor:

ride bene chi ride l'ultimo (ridere: gülmek, bene: iyi, chi: her kimse, ultimo: son, nihai).
Ama illa İngilizcesi de olsun isterseniz, hemen efenim, buyursunlar:

the one who laughs last laughs best
Hemen çarpanlarına ayıralım:
(to) laugh: gülmek, last: son, en sonunda, best: en iyi (şekilde)
Birebir anlam, birebir kullanım! Ak lınyo lubirdir a dostlar, aklınyolubirdir!

ride bene chi ride l'ultimo

the one who laughs last laughs best

19 Kasım 2010 Cuma

Çürük yumurta

Güvenilmez, kötü insanları tanımlamak için kullanılır.

İngilizcede de buna karşılık bir şey var: bad egg (bad: kötü, egg: yumurta). Aynı anlamda kullanılıyor, hiç merak etmeyin. Yumurta her yerde yumurta.

bad egg

Not: Bu deyimi bize ileten Perçem'e çok teşekkürler. İlk misafir deyimimizi almış olduk. Sağ olsun.

Gaza Geliyoruz, Geldik!

Hiçbir şey yokken, belli bir dürtüyle âniden işe koyulmak anlamına gelir.

İngilizce karşılığını bilmiyoruz. Amacımız da onu yazmak değil zaten. Biz şey, artık daha aktif olmaya karar verdik. Artık haftada en 1-2 tane deyim gönderebiliriz sanıyoruz. Takip etmek isterseniz birer de sosyal ağ hesabı açtık:

Twitter (twitter: aynı zaten değişmiyor, hıhı evet)

Görüşürüz.
Ali ve The Dude

Not: Özellikle İngilizce dışındaki dillerde katkı yapmak isterseniz çok memnun oluruz. İngilizceye de kapımız açık tabii.

Pamuk ipliğiyle bağlı olmak

Her ne kadar pamuk ipliğini sert bir ip olarak bilsem de (olmaya da bilir tabii, bilen biri bizi aydınlatsın) bir şeye pamuk ipliğiyle bağlı olmak deyimi, TDK Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü'ne göre  "pamuk ipliğiyle bağlanmak *" demekmiş. Kaynak olarak bu sözlüğü neden kullanmadığımı anlayabilmişsinizdir. Kendilerini bu yaratıcı açıklamalarından dolayı tebrik ettikten sonra gerçek anlamını sorgularsak, bir şeye (genelde hayata) ucu ucuna, her an kopabilecek bir şekilde bağlı olmak, tehlike altında olmak anlamında kullanılır.

Deyimin İngilizce karşılığı biraz daha belirsiz, iplik türünü belirtmekten kaçınmışlar ki benim gibi şüpheciler merakta kalmasın: Hang by a thread (hang:  asmak/burada asılı olmak, by: tarafından, (a) thread: (bir/tek) ip). İplikle bağlı olmak gibi bir anlamı var, pamuk dışında birebir aynı anlama gelir.

Şimdi de pamuk gibi çocuk var mı diye bakmaya gidiyorum.

hang by a thread

Pişmiş aşa su katmak

Planlanan, hesaplanan ve yolunda giden bir işi bozmak, çomak sokmak.

Cevriye, pişmiş aşa su kattı.
-Refik Halit Karay (Tam TDK olalım)

İngilizcedeki karşılığı ise biraz zorlamayla aynı anlama çekilebiliyor: pour cold water on something (pour: dökmek, cold: soğuk, water: su, on: üzerine, something: bir şey). Tam Türkçe karşılığı, bir şey üzerine soğuk su dökmek. Anlamı da birebir aynı. Tek farklılık, biz bir de işin içine pişmiş aş katıyoruz. O kadar kadı kızı olur. Kusur.

pour cold water on

Sonum olacak

Bir işin ya da bir kişinin, insanı sıktığını, yorduğunu ve çok zorladığını belirtmek için kullanılır. "Bu iş benim sonum olacak" ya da "Bu kız benim sonum olacak."

İngilizcedeki karşılığı birebir değil, ama anlam itibariyle aynı: will be the death of (will: gelecek zaman eki, be: olmak, death: ölüm, of: -nin/-nın eki). Burada, "ölümüm olacak" deniyor, bizse "sonum olacak" diyoruz. Her son bir başlangıç değil midir?

will be the death of

24 Haziran 2010 Perşembe

Kuş uçuşu

İki yer arasındaki, dolaysız ve dolayısıyla en kısa mesafeyi belirtmek için kullanılır.

İngilizcedeki karşılığı as the crow flies (crow: karga, fly: uçmak), tam olarak karga uçuşuyla anlamına geliyor. Kuş mahlûkatı burada kargaya evrilmiş. Anlam, birebir aynı.

as the crow flies

20 Nisan 2010 Salı

Yüreği ağzına gelmek

Aşırı korkmak, heyecanlanmak anlamına gelir.

İngilizcedeki karşılığı da şöyle: heart is in mouth (heart: kalp, in: içinde, mouth: ağız). Makina çevirisi yürek ağızda olarak yapılabilir, ama biraz güzel bir tercümeyle bizim atasözümüzle aynı anlama varacak hale getirebiliriz. Gerçekten de böyle olunca bu deyim, bizimkiyle birebir aynı şeyi söyler.

heart is in mouth

13 Mart 2010 Cumartesi

Kara haber tez duyulur

Kötü bir haber, alıcısını çok kolay bulur anlamına gelir. Bu aslında, insanların felâket tellalı olmak konusunda gösterdikleri benzersiz çabaya karşı ortaya çıkmış bir atasözü olmalı.

İnsan her yerde insan olduğundan, bu alışkanlık, İngilizcede de benzer bir şekilde karşılık bulmuş: Bad news travels fast (bad: kötü, news: haber, [to] travel: hareket etmek/seyahat etmek, fast: hızlı). Tam olarak çevirdiğimizde, Kötü haber hızlı hareket eder/yayılır gibi bir anlama denk geliyor. Eh, anlam olarak tümü ama dizgesel olarak biraz farklı.

Bad news travels fast

9 Mart 2010 Salı

Bel altı (vurmak)

Oyunu kitabına uygun oynamayanlar için kullanılır (site içi gönderme için kasmak). Zaman zaman şerefsizlik yapanlar için de kullanılır, "vaaay, bel altı vuruyor demek" gibi.

İngilizcesi below the belt (below: altında/alt/aşağıda, belt: kemer) şeklindedir. Kemer altı/bel altı şeklinde çevirilebilir. Birebir aynı anlama gelmektedir.

below the belt

Ağzı sıkı olmak

Sır vermemek.

İngilizcedeki karşılığı ise biiiir parça farklı: tight-lipped (tight: sıkı, lip: dudak). Sıfatfiilleştirilmiş bu ifade, dudakları sıkı sıkıya kapalı anlamına geliyor. Bu sitede yer alan önceki akıl yürütmelerimize uygun davranırsak, dudakları sıkı sıkıya kapalıysa o zaman beşerin ağzı da kapalıdır ve sıkıdır, diyebiliriz. Anlam olarak zaten aynı da, mantıksal olarak da benzerliği bulmak gerek diye düşünüyoruz.

tight-lipped

Dilinin ucunda olmak

Hatırlanmak istenen şeyin söylenmesine ramak kaldığını belirtir. Unutulan şey her neyse, kısa bir süre içinde ortaya çıkacağı kesindir.

İngilizcedeki karşılığı: be on the tip of tongue ([to] be: olmak/bulunmak, on: üzerinde, of: -nin/-nın, tongue: dil). Hem anlam hem de sözdizimi olarak birebirdir.

to be on the tip of tongue

Yumurta bile kıramaz

Yemek yapmaktan anlamayan (genelde) erkekler için kullanılan bir ifade. Yemek yapmayı bilmeyen kadınları belirtmek (aşağılamak) için de kullanıldığı oluyor.

İngilizcedeki karşılığı ise biraz farklı: can't boil an egg (can: -ebilmek, n't [not]: olumsuzluk eki, [to] boil: kaynatmak, egg: yumurta). Burada iki farklı kültürün, en basit yemek olarak, aynı gıdadan yapılan iki farklı yiyeceği imlediğine tanık oluyoruz. Anglosakson kültürde yumurta kaynatmak, yemek yapamamanın eşiği iken, Türk kültüründe bu sahanda yumurta olmuş.

can't boil an egg

Omuz silkmek

Önemsememek anlamına gelir.

İngilizcedeki tam karşılığı shrug (one's) shoulder (to shrug: silkmek, shoulder: omuz). Anlam olarak da Türkçedeki deyimle birebirdir. Aslında shrug kelimesi tek başına da omuz silkmek anlamında kullanılır.

shrug shoulders

27 Ocak 2010 Çarşamba

Tahtası eksik olmak

Normal kabul edilen davranışlara aykırı hareket kişiler için kullanılır. Deli dememeye kastım yalnız.

Bunun İngilizce karşılığı, aslında bizim deyimimizle aynı değil, ama aradaki ikiliği yazmak istedim. İngilizcedeki deyim have a screw loose ([to] have: sahip olmak, screw: vida, loose: gevşek). Anlamı, vidası gevşek olmak. Anlam olarak, tahtası eksik olmak deyimiyle aynı. Ancak sizin de fark edeceğiniz gibi, bizde, vidası gevşek diye de bir deyim var, lâkin bu deyim, olur olmaz her şeye gülen kişileri belirtmek için kullanılır. İlginçtir. Vidanın gevşemesi, bir kültürde deliliğe yorulurken, diğerinde yavşak hareketlere layık görülmüş. Tıpkı jaw dropping'de yaptığım gibi, burada da benzetme işini bir adım götürebilirim. Nedir? Vidası gevşek olursa, tahta düşer ve eksik olur. Mazallah!

have a loose screw

26 Aralık 2009 Cumartesi

Rüzgâra karşı işemek

Sonunda bir şey elde edilemeyecek bir işi boş yere götürmeye çalışmak.

İngilizcede pissing in/into the wind ([to] piss: işemek, in/into: içine/içine doğru, wind: rüzgâr), yani rüzgâra [doğru] işemek olarak karşımıza çıkıyor. Hadisenin zarfı da mazrufu da birbirinin aynısıdır.

pissing in the wind

Ya sev ya terk et

Faşist bir söylemdir. "Bulunduğun yeri ya da iletişim hâlinde olduğun kişiyi/toplumu, özellikleri ne kadar olumsuz olursa olsun, o halleriyle kabul etmek zorundasın yoksa gidersin," anlamında kullanılır. Örnek vermek gerekirse, Türkiye'deki azınlıklara, çoğunluğun söylediklerini kabul etmeleri yoksa buradan defolup gitmeleri hatırlatılır sık sık.

Faşistlik evrensel bir olgu olduğundan, bu söylem İngilizcede de kendini gösterir ve take it or leave it ([to] take: almak, it: bu/şu/o, or: ya da/yoksa, [to] leave: terk etmek) olarak karşımıza çıkar. İşaret ettiği anlam birebir aynıdır.

Take it or leave it

24 Aralık 2009 Perşembe

Arı gibi

Çok çalışmak, çok hızlı olmak anlamlarına gelen bir deyim.

Arılar, İngilizcede de çalışkan olmakla ilişkilendirilmiş: [to] be as busy as a bee (to be: olmak, busy: meşgul/yoğun, bee: arı, as....as: gibi/kadar). Arı gibi yoğun, yani arı kadar [hızlı] çalışıyor olmak anlamına geliyor. Hayvanların özelliklerini, insan özelliklerine atfetmek hemen her toplumda aynı metaforlara indirgeniyor sanki. Ne ilginç.

be as busy as a bee

Dilini kedi mi yuttu?

Bir soruya cevap vermesi ya da bir konu üzerinde fikir yürütmesi beklenen kişinin hiç konuşmaması üzerine söylenen söz.

İngilizcedeki karşılığı cat got your tongue (cat: kedi, got [to get]: almak/yakalamak, your: senin, tongue: dil). Çevrildiğinde, tam olarak Türkçedeki anlamı veriyor. Anlam olarak da biçim olarak da.

Cat got your tongue

Ağzı açık kalmak

Çok şaşırmak.

İngilizcede bu deyim, kulağı biraz ters taraftan tutularak söyleniyor, ama hem anlam olarak hem de nihai biçim olarak Türkçedekiyle aynı anlama geliyor. İngilizlerin kullandığı şekli jaw-dropping (jaw: çene, dropping: düşürücü). Bu ifadeyi çevirdiğimizde, çene düşürücü/çeneyi düşürücü gibi bir anlam çıkıyor. Hani çizgi filmlerde, çok güzel bir dişi gördüğünde erkek hayvanın gözlerinden kalpler çıkar da çenesi yere düşer ya, işte o durum. jaw-dropping girl (girl: kız) gibi kullanılabilir. Çene düşerse ne olur? Ağız açık kalır. Böyle de ilginç bir etkileşim olmuş demek ki. Ak lınyo lubir işte.

Jaw-dropping